HADİS-İ ŞERİF

Amr İbnu Abese es-Sülemi (R.a) anlatıyor: "Resülullah (S.a.v) buyurdular ki: "Sizden kim abdest suyunu hazırlar, mazmaza ve istinşakta bulunur (ağzına ve burnuna su çeker) ve sümkürürse, mutlaka yüzünden, ağzından, burnundan hataları dökülür. Sonra Allah'ın emrettiği şekilde yüzünü yıkarsa, sakalın(ın bittiği mahallin) etrafından su ile birlikte yüzü ile işlediği günahlar dökülür. Sonra dirseklere kadar kollarını yıkayınca, ellerinin günahları su ile birlikte parmak uçlarından dökülür gider. Sonra başını meshedince, başının günahları saçın etrafından su ile birlikte akar gider. Sonra topuklarına kadar ayaklarını yıkayınca, ayaklarının günahları, parmak uçlarından su ile birlikte akar gider. Sonra kalkıp namaz kılar, Allah'a hamd ve senâda bulunur, O'na layık şekilde tazimini gösterir ve kalbinden Allah'tan başkasını(n korku ve muhabbetini) çıkarırsa, annesinden doğduğu gündeki gibi bütün günahlarından arınır."Müslim, Müsâfirin 294, (832).

HADİS-İ ŞERİF

Abdullah es-Sunâbihi (R.a) anlatıyor: "Resülullah (S.a.v) buyurdular ki: "Mü'min kul abdest aldıkça mazmaza yaptı mı (ağzını yıkadı mı) günahlar ağzından çıkar. (Burnunu sümkürdü mü) günahlar burnundan çıkar, yüzünü yıkadı mı günahlar göz kapaklarının altına varıncaya kadar yüzünden çıkar. Ellerini yıkadı mı günahlar tırnak diplerine varıncaya kadar ellerinden çıkar. Başını meshetti mi, günahlar kulaklarına varıncaya kadar başından çıkar. Ayaklarını yıkadı mı, günahlar ayak tırnaklarının altına varıncaya kadar ayaklarından çıkar. Sonra mescide kadar yürümesi ve kılacağı namaz nafile (bir ibâdet) olur.''Muvatta, Tahâret 3 0, (1, 31); Nesâi, Tahâret 3 5, (1, 74); İbnu Mâşe, Tahâret 6, (283).

HADİS-İ ŞERİF

Ebu Ümâme el-Bâhili (R.a) anlatıyor: "Amr İbnu Abese (R.a)'ı dinledim, diyordu ki: "Resülullah (S.a.v)'a: "Abdest nasıl alınır?'' diye sordum. Şöyle açıkladı: "Abdest mi? Abdest alınca şöyle yaparsın: Önce iki avucunu tertemiz yıkarsın. Sonra yüzünü ve dirseklerine kadar ellerini yıkarsın. Başını meshedersin, sonra da topuklarına kadar ayaklarını yıkarsın. (Bunları tamamladın mı) bütün günahlarından arınmış olursun. Bir de yüzünü Aziz ve Celil olan Allah için (secdeye) koyarsan, anandan doğduğun gün gibi, hatalarından çıkmış olursun.'' Ebu Ümâme der ki: "Ey Amr İbnu Abese dedim, ne söylediğine dikkat et! Bu söylediklerinin hepsi bir defasında veriliyor mu? "Vallahi dedi, bilesin ki artık yaşım ilerledi, ecelim yaklaştı, (Allah'tan ölümden çok korkar bir haldeyim), ne ihtiyacım var ki, Allah Resülü hakkında yalan söyleyeyim! Andolsun söylediklerim, Resülullah (S.a.v)'dan kulaklarımın işitip, hafızamın da zabtettiklerinden başkası değildir."Müslim, Müsâfırin 294, (832); Nesâi, Tahâret 108, (1, 91, 92).

HADİS-İ ŞERİF

Müslim'de Ebu Hüreyre'nin bir rivayeti şöyledir: "Resûlullah (S.a.v) buyurdular ki: "Nefsim kudret elinde olan Zât'a yemin ederim ki, eğer siz hiç günah işlemeseniz, Allah sizi toptan helak eder; günah işleyen, arkadan da istiğfar eden bir kavim yaratır ve onları mağfiret ederdi."Müslim, Tevbe 9, (2748).

HADİS-İ ŞERİF

Rezin şu ziyadede bulundu: "Resûlullah (S.a.v) buyurdu ki: "Nefsim elinde bulunan Zat-ı Zülcelâl'e yemin olsun ki, günah işlemediğiniz takdirde ondan daha büyük olan ucb'e düşeceğinizden korkarım."Bu rivayet, Münziri'nin et-Terğib ve't-Terhib'inde kaydedilmiştir (4, 20).

HADİS-İ ŞERİF

Hz. Enes (R.a) anlatıyor: "Resûlullah (S.a.v) buyurdular ki: "Allah Teâla Hazretleri diyor ki: "Ey Ademoğlu! Sen bana dua edip, (affımı) ümid ettikçe ben senden her ne sâdır olsa, aldırmam, ben seni affederim. Ey Ademoğlu! Senin günahın semanın bulutları kadar bile olsa, sonra bana dönüp istiğfar etsen, çok oluşuna bakmam, seni affederim. Ey ademoğlu! Bana arz dolusu hata ile gelsen, sonunda hiç bir şirk koşmaksızın bana kavuşursan, seni arz dolusu mağfiretimle karşılarım."Tirmizi, Da'avat 106, (3534).

HADİS-İ ŞERİF

Cündeb (R.a) anlatıyor: "Resûlullah (S.a.v) buyurdular ki: "Bir adam: "Vallahi Allah falancayı mağfiret etmiyecek!" diye kesip attı. Allah Teâla Hazretleri de: "Falancaya mağfiret etmiyeceğim hususunda yemin eden de kim? Ben ona mağfiret ettim, senin amelini de iptal ettim!" buyurdu."Müslim, Birr 137, (2621).

HADİS-İ ŞERİF

Ümmü'd-Derdâ (R.a) anlatıyor: "Ebu'd-derda radıyallahu anh'ı işittim. Demişti ki: "Resûlullah (S.a.v)'ı işittim, şöyle buyurdu: "Müşrik olarak ölenle, bir müslümanı haksız yere öldüren hariç, Allah bütün günahları affedebilir."Ebu Davud, Fiten 6, (4270).

HADİS-İ ŞERİF

İbnu Abbâs (R.a) anlatıyor: "Resülullah (S.a.v) buyurdular ki: "Allah Teâla hazretleri buyurdular ki: "Büyüklük benim ridamdır, azamet de benim izarımdır. Kim, bunlardan birinde benimle iddialaşmaya kalkarsa, onu cehenıneme atarım."

HADİS-İ ŞERİF

Ebu Sa'îdi'l-Hudri (R.a) anlatıyor: "Resülullah (S.a.v) buyurdular ki: "Kim Allah Teâla hazretlerinin rızası için bir derece tevazu izhar eder (alçak gönüllü) olursa, Allah, onu bu sebeple, bir derece yükseltir. Kim de Allah'a bir derece kibirde bulunursa, Allah da onu bu sebeple bir derece alçaltır, böylece onu esfel-i safilîne (aşağıların aşağısına) atar."

HADİS-İ ŞERİF

Hz. Enes (R.a) anlatıyor: "Medine ehlinden bir cariye bile Resülullah (S.a.v)'ın elinden tutardı ve Aleyhissalatu vesselâm elini onun elinden çekmezdi de, cariye ihtiyacı için, O'nu Medine'nin istediği semtine çeker götürürdü. (Resülullah tevazu gösterir, itiraz etmezdi)."

HADİS-İ ŞERİF

Ebu Rezîn el-Ukeylî (R.a) anlatıyor: "Ey Allah'ın Resûlü, dedim, mahlukatını yaratmazdan önce Rabbimiz nerede idi?" Bana şu cevabı verdi: "el-Amâ'da idi. Ne altında hava, ne de üstünde hava vardı. Arşını su üzerinde yarattı." Ahmed İbnu Hanbel dedi ki: "Yezid şunu söyledi: el-Amâ, yani "Allah'la birlikte başka bir şey yoktu" demektir."irmizî, Tefsir, Hud (3108).

HADİS-İ ŞERİF

Târık İbnu Şihâb (R.a) anlatıyor: "Ömer İbnu'l-Hattâb dedi ki: "(Birgün) Resûlullah (S.a.v) aramızdan doğrularak mahlükatın ilk yaratılışından başlayarak (geçmiş olan gelecek olan bütün safaları) cennet ehlinin cennete, cehennem ehlinin cehenneme girmesine kadar anlattı. Bunu bir kısmı öğrendi, bir kısmı unuttu."Buharî, Bed'ul-Halk 1.

HADİS-İ ŞERİF

Hz. Ebu Hüreyre (R.a) anlatıyor: "Resûlullah (S.a.v) bir gün elimden tuttu ve şu açıklamayı yaptı: "Allah toprağı cumartesi günü yarattı. Ondaki dağları pazar günü yarattı; ağaçları pazartesi günü yarattı. Mekruhları salı günü yarattı. Nuru çarşamba günü yarattı ve onda hayvanları perşembe günü yaydı. Hz.Adem (aleyhisselam)'i cuma günü ikindi vaktinden sonra, ikindi ile gece arasındaki gündüz vaktinin en son saatinde en son mahluk olarak yarattı."Müslim, Sıfatu'1-Kıyâme 27, (2789).

HADİS-İ ŞERİF

İbnu Abbâs (R.a) anlatıyor: "Yahudiler, gök gürültüsünün ne olduğunu Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'den sordular: "Bulutlara müvekkel olan melektir. Berâberinde ateşten kamçılar var. Bununla bulutları Allah'ın dilediği yere sevkeder"diye cevap verdi. Onlar tekrar sordular: "Ya şu işitilen ses, o nedir?" "Bu, bulutların istenen yere gitmeleri için onlara yapılan bir sevkdir" dedi. Yahudiler: "Doğru söyledin. Şimdi de İsrail'in Yakub (A.s)kendisine haram kıldığı şey nedir onu söyle?" dediler. Resûlullah (S.a.v): "Hz. Yakub (ırku'n-nesâ denen) uyluk mafsalından başlayıp dize, topuğa kadar inen. bir ağrıdan muzdarib idi. Deve eti ve sütü dışında kendine uygun gelen (ne yiyecek, ne içecek) münâsip bir şey yoktu. Bu sebeple o da bunları haram etti" dedi. Yahudiler: "Doğru söyledin" dediler."Tirmizî, Tefsir Ra,d, (3116).

HADİS-İ ŞERİF

Hz. Ebu Hüreyre (R.a) anlatıyor: "Resûlullah (S.a.v) buyurdular ki: "Cehennem, Rabbine şikâyet ederek dedi ki: "Ey Rabbim, bir kısmım diğer kısmımı yiyor. " Bunun üzerine ona iki nefes, izin verdi: Bir nefes, kışta, bir nefes de yazda. İşte bu (yaz nefesi), en şiddetli şekilde hissettiğiniz hararettir. Öbürü de (kışta) en şiddetli bulduğunuz soğuktur."Buhârî, Bed'ül-Halk 10; Müslim, Mesâcid 185, (617); Tirmizî, Sıfatu Cehennem 9, (2595); İbnu Mâce, Zühd 38, (4319); Muvatta, Yükûtu's-Salât 27, (1,15).

HADİS-İ ŞERİF

Katâde (rahimehullah) anlatıyor: "Bu yıldızlar üç maksatla yaratıldı: 1- Allah onları semaya zinet (ve süs) kıldı. 2- Şeytanlara atılacak taş kıldı. 3- Geceleri istikamet tayin etmede işaretler kıldı. Kim yıldızlar hakkında bunlar dışında bir te'vil ileri sürerse (kendi ilâve ettiği) hissesinde hataya düşer, nasibini kaybeder, mânasız bir yükün altına girer ve hakkında bilgisi olmayan, peygamberler ve meleklerin bile bilmekte âciz kaldıkları bir şeye burnunu sokmuş olur. Allah'a yeminle söylüyorum: Allah hiç kimsenin ne hayatını, ne rızkını, ne de ölümünü herhangi bir yıldızla irtibatlı kılmamıştır. (Aksini iddia edenler) Allah hakkında yalan söyleyerek iftira ediyorlar..."Rezîn ilavesidir. Ancak, (hakkında bilgisi olmayan) ibâresine kadar olan kısmı, Buhârî, Bed'ül-Halk'da (3. bab) senetsiz olarak kaydetmiştir.

HADİS-İ ŞERİF

Hz. Aişe (R.a) anlatıyor: "Resûlullah (S.a.v) buyurdular ki: "Melekler nurdan yaratıldılar, cinler dumanlı bir alevden yaratıldılar. Âdem de size vasfı yapılandan yaratıldı. "Müslim, Zühd 60, (2996).

HADİS-İ ŞERİF

İbnu Ömer (R.a) anlatıyor: "Hayır, Allah'a kasem olsun Resûlullah (S.a.v), Hz. İsa'nın kızıl çehreli olduğunu söylemedi. Ancak şunu söyledi: "Ben bir keresinde uyumuştum. Rüyamda Beytullah'ı tavafediyordum. O sırada düz saçlı, kumral benizli, başından su akar vaziyette iki kişiye dayanıp ortalarında gitmekte olan birisini gördüm. "Bu kim?" dedim. "Meryem'in oğlu!" dediler. Bunun üzerine daha yakından görmek için ilerledim. Kızıl, iri, kıvırcık saçlı, sağ gözü kör, gözü üzüm gibi pertlek bir adam daha vardı. "Bu kim?" dedim. "Bu, Deccâl !" dediler. İnsanlardan en çok ona benzeyeni İbnu Katan'dı." Zührî der ki: "İbnu Katan, câhiliye devrinde vefat eden Huzâalı bir kimseydi."Buhârî, Tabi 33, 11, Enbiya, 42, Libâs 68, Fiten 26, Müslim, İmam 275,(169); Muvatta, Sıfatu'n-Nebi 2, (2, 920).

HADİS-İ ŞERİF

Hz. Câbir (R.a) anlatıyor: "Resûlullah (S.a.v) buyurdular ki: "Bana geçmiş peygamberler (aleyhimusselam) arzedildiler. Hz. Musa zayıfca bir erkekti. Sanki Şenûe kabilesinden (uzun boylu) birine benziyordu. Hz. İsa (A.s)'yı da gördüm, gördüklerim içinde ona en çok benzeyen Ürve İbnu Mes'üd idi. Hz. İbrahim (A.s)'i de gördüm, gördüklerim arasında ona en çok benzeyen, arkadaşınızdı -yani kendisini kastediyor- Hz. Cebrail (A.s)'i de gördüm. Gördüklerimden ona en ziyâde benzeyen Dıhye İbnu Halîfe idi."Müslim, İmam 271, (167); Menâkıb 27, (3651).

HADİS-İ ŞERİF

Semure İbnu Cündüb (R.a) anlatıyor: "Resûlullah (S.a.v) buyurdu ki: "Sâm, Arapların babasıdır.Yâfes, Rumların babasıdır. Hâm Habeşîlerin babasıdır."Tirmizî, Tefsîr, Sâffât, (3229), Menâkıb, (3927).

HADİS-İ ŞERİF

Hz. Ebu Hüreyre (R.a) anlatıyor: "Resulullah (S.a.v) buyurdular ki: "Zekeriyya (As) marangoz idi."Müslim, Fedâil 169, (2379).

HADİS-İ ŞERİF

Mikdam İbnu Ma'dikerb ez-Zübeydi (R.a) anlatıyor: "Resulullah (S.a.v) buyurdular ki: "Kişi elinin emeğiyle kazandığından daha temiz bir kazanç elde etmemiştir. Kişinin nefsine, ailesine, çocuğuna ve hizmetçisine harcadığı sadakadır."

HADİS-İ ŞERİF

İbnu Ömer (R.a) anlatıyor: "Resulullah (S.a.v) buyurdular ki: "Emin, dürüst, müslüman tacir, Kıyamet günü şehidlerle beraberdir."

HADİS-İ ŞERİF

Muaz İbnu Abdillah İbni Hudeyb'in amcası (R.a) anlatıyor: "Biz bir cemaatte idik. Başında ıslaklık olduğu halde Resulullah aleyhissalatu vesselam çıkageldi. Birimiz ona: "Bugün sizi iyi ve ferah görüyoruz" dedi. "Evet! Elhamdulillah öyledir!" buyurdular. Sonra halk zenginlik hususunda sohbete daldılar. Aleyhissalatu vesselam: "Muttaki için zenginliğin bir zararı yok!" buyurdular. Devamla: "Ancak dediler, sıhhat, muttaki için zenginlikten daha hayırlıdır. Gönül hoşluğu da bir nimettir."

HADİS-İ ŞERİF

Ebu Humeyd es-Saidi (R.a) anlatıyor: "Resulullah (S.a.v) buyurdular ki: "Dünya talebinde mutedil olun. Çünkü herkes, kendisi için yaratılmış olana müyesserdir (kazanmaya hazırlanmıştır)."

HADİS-İ ŞERİF

Enes İbnu Malik (R.a) anlatıyor: "Resulullah (S.a.v) buyurdular ki: "Himmet yönüyle insanların en yücesi hem dünya hem de ahiret işine himmet gösteren mü'mindir."

HADİS-İ ŞERİF

Hz. Cabir (R.a) anlatıyor: "Resulullah (S.a.v) buyurdular ki: "Ey insanlar Allah'a karşı muttaki olun ve (dünyevi) talepte mutedil olun. Zira, hiçbir kimse yoktur ki, (Allah'ın kendisine taktir ettiği) rızkını eksiksiz elde etmeden ölmüş olsun. Rızkı gecikse bile ona mutlaka kavuşacaktır. Öyleyse Allah'tan korkun ve talepte mutedil olun, (gayr-ı meşru yollara sapmayın), helal olanı alın, haram olanı terkedin."

HADİS-İ ŞERİF

Enes İbnu Malik (R.a) anlatıyor: "Resulullah (S.a.v) buyurdular ki: "(Meşru) bir işten (helal rızık) kazanan kimse o işe devam etsin

HADİS-İ ŞERİF

Nafi anlatıyor: "Ben Şam ve Mısır'a ticaret malı gönderiyordum. Irak'a da gönderdim ve mü'minlerin annesi Hz. Aişe'nin yanına varıp kendisine: "Ey mü'minlerin annesi! Ben Şam'a ticarete gidiyordum, şimdi Irak'a gidiyorum" dedim. Bunun üzerine: "Böyle yapma! Sana ve eski ticaret yerine ne oldu? Zira ben, Resulullah aleyhissalatu vesselam'ın: "Allah Teala hazretleri, sizden birine bir ciheti rızkına sebep kılarsa, bu değişinceye veya güçleşinceye kadar onu terketmesin" buyurduğunu işittim" dedi."

HADİS-İ ŞERİF

Ebu Hureyre (R.a) anlatıyor: "Resulullah (S.a.v) buyurdular ki: "İnsanların en çok yalan söyleyenleri boyacılar ve kuyumculardır."

HADİS-İ ŞERİF

Hz. Ömer (R.a) anlatıyor: "Resulullah (S.a.v) buyurdular ki: "Malını satışa arzeden rızka erer, muhtekir (pahalanması için satmayıp bekleten)de lanete uğrar."

HADİS-İ ŞERİF

Hz. Ömer (R.a) anlatıyor: "Resullullah (S.a.v)'ı işittim, buyurdular ki: "Müslümanlara bir gıda maddesinde ihtikarda bulunanı Allah Teala hazretleri cüzzam ve iflasa mahkum eder."

HADİS-İ ŞERİF

Ubey İbnu Ka'b (R.a) anlatıyor: "Bir adama Kur'an öğretmiştim. Bana bir yay hediye etti. Bunu Resulullah aleyhissalatu vesselam'a haber verdim: "Eğer onu alırsan, ateşten bir yay almış olursun" buyurdular. Ben de geri iade ettim."

HADİS-İ ŞERİF

Hz. Ali (R.a) anlatıyor: "Resulullah (S.a.v) hacamat oldu ve bana emretti, ben de hacamat yapan zatın ücretini ödedim."

HADİS-İ ŞERİF

Attab İbnu Esad (R.a)'ın anlattığına göre: "Resulullah (S.a.v) onu Mekke'ye gönderdiği zaman kendisini, satın alıp da henüz teslim alınmamış bir malın karından men etmiştir."

HADİS-İ ŞERİF

İbnu Abbas (R.a) anlatıyor: "Resulullah (S.a.v) Bey'-i garar'dan (yani tahakkuk edip etmeyeceği bilinmeyen akibeti meçhul satıştan) men etti."

HADİS-İ ŞERİF

Ebu Said (R.a) anlatıyor: "Resulullah (S.a.v) zamanında fiyatlar artmıştı. Halk müracaat ederek: "Ey Allah'ın Resulü fiyatları siz düzenleseniz!" dedi. Aleyhissalatu vesselam şu cevabı verdi: "Ben, sizden kimsenin kendisine yaptığım bir zulmü talep etmez olduğu halde aranızdan ayrılmayı diliyorum "

HADİS-İ ŞERİF

Osman İbnu Affan (R.a) anlatıyor: "Resulullah (S.a.v) buyurdular ki: "Gerek satıcı ve gerekse alıcı iken kolaylık gösteren kimseyi Allah cennete koydu."

HADİS-İ ŞERİF

Kayle Ümmü Beni Emmar (R.a) anlatıyor: "Resulullah (S.a.v)'ın yaptığı umrelerden birinde kendisine Merve'de yaklaştım ve: "Ey Allah'ın Resulü! Ben alıp satan bir kadınım. Bir şeyi satın almak istediğim zaman arzuladığımdan daha düşük bir fiyat teklif ediyorum. Sonra yavaş yavaş artırarak arzuladığım fiyata geliyorum. Bir şeyi satacağım zaman da, önce, almayı arzuladığım fiyattan daha yüksek bir fiyat teklif ediyor, sonra yavaş yavaş inerek arzuladığım fiyata geliyorum, (böyle yapmama ne dersin?)" dedim. Şu cevabı verdi: "Ey Kayle, böyle yapma. Bir şey satın almak istedin mi, düşündüğün fiyatı söyle, sana verilsin veya verilmesin." Aleyhissaltu vesselam sonra şunu söylediler: "Bir malı satmak istediğin zaman da versen de vermesen de (yüksek fiyat değil) satmak istediğin fiyatı söyle."

HADİS-İ ŞERİF

Hz. Ali (R.a) anlatıyor: "Resulullah (S.a.v) güneş doğmazdan önce alış-veriş pazarlığı yapmaktan ve süt vermekte olan hayvanları kesmekten men etti."

HADİS-İ ŞERİF

Ubade İbnu's-Samit (R.a) anlatıyor: "Resulullah (S.a.v), müşteri (kendisine ait olmasını) şart koşmamış ise, (satılan) hurma ağaçlarının (başında bulunan) meyvesinin, ağaçları aşılayanın hakkı olduğuna ve keza, müşteri, (kölenin malının kendisine ait olmasını) şart kılmadığı taktirde, kölenin malının satıcıya ait olduğuna hükmetti."

HADİS-İ ŞERİF

Hz. Cabir İbnu Abdillah (R.a) anlatıyor: "Resulullah (S.a.v) buyurdular ki: "Tarttığınız zaman tartınızı ağır yapın."

HADİS-İ ŞERİF

İbnu Abbas (R.a) anlatıyor: "Resulullah (S.a.v), Medineye geldiği vakit, halk ölçü-tartı işinde insanların en kötüsü idi. Bunun üzerine Allah Teala hazretleri "Ölçü ve tartıda hile yapanların vay haline" diye başlayan sureyi indirdi, Bundan sonra ölçü ve tartıyı güzel yaptılar."

HADİS-İ ŞERİF

Ebu'l Hamra radıyallahu anh anlatıyor: "Resulullah (S.a.v)'ı, yanında bir kap içinde bir miktar zahire satan bir adamın yakınlarından geçtiğini gördüm. Mübarek elini kabın içine sokup (kontrol ettikten sonra) adama: "Sen hile yapmışa benziyorsun. Bize hile yapan bizden değildir" buyurdu."

HADİS-İ ŞERİF

Hz. Cabir radıyallahu anh anlatıyor: "Resulullah (S.a.v), biri satıcının biri de alıcının ölçekleri olmak üzere iki ölçekten geçmedikçe bir zahireyi satmayı yasakladı."

HADİS-İ ŞERİF

Abdullah İbnu Büsr el-Mazini ve Ebu Eyyub (R.a) anlatıyor: "Resulullah (S.a.v)'ın: "Zahirenizi ölçünüz ki, sizin için bereketlensin" buyurdular."

HADİS-İ ŞERİF

Abdullah İbnu Mes'ud radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah (S.a.v)'a esirler getirildiği zaman, aile efradını birbirinden ayırmak istemediği için hepsini bir kişiye verirdi."

HADİS-İ ŞERİF

Hz. Enes radıyallahu anh'ın anlattığına göre: "Resûlullah (S.a.v), mü'minlerin annesi Safiyye radıyallahu anhâ'yı yedi baş (cariye-köle) ile satın aldı."

HADİS-İ ŞERİF

Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah (S.a.v) buyurdular ki: "Mirac gecesi, bir kavme uğradım ki, karınları evler gibi iri idi. Bu karınların içi yılanlarla dolu idi ve yılanlar dışardan gözüküyorlardı. Ben: "Ey Cibril bunlar kimlerdir?"diye sordum. "Bunlar faiz yiyenler!" dedi."

HADİS-İ ŞERİF

Abdullah (İbnu Mes'ud) radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah (S.a.v) buyurdular ki: "Faiz yetmişüç kapı (çeşit)dir: '

HADİS-İ ŞERİF

Hz. Ömer radıyallahu anh anlatıyor: "Enson inen ayet, faizle ilgili olan ayettir. Resûlullah (S.a.v) onu bize açıklamadan vefat etti. Öyleyse faizi de faiz şüphesi olan muameleyi de bırakın."

HADİS-İ ŞERİF

Abdullah İbnu Selam radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah (S.a.v)'a bir adam gelip: "Yahudilerden bir aileyi kastederek "Falanın oğulları müslüman oldular. Ancak pek acıktılar, tekrar İslâm'dan dönmelerinden korkuyorum" dedi. Aleyhissalâtu vesselâm: "Kimin yanında birşeyler var?" diye sordu. Yahudilerden biri: "Benim yanımda şu şu kadar nakit var, -zannedersem üçyüz dinar demişti- Falan ailenin bahçesinden (alınacak meyve için) şu fiyatla selem akdini yaparım)" dedi. Aleyhissalâtu vesselâm da: "Şu kadar vade ile şu fiyata" olur, "falan ailenin bahçesinden (elde edilecek meyve" kaydı) olmaz" buyurdu."

HADİS-İ ŞERİF

Salih İbnu Süheyb, babası Süheyb (İbnu Sinan)'dan naklediyor: "Resûlullah (S.a.v) buyurdular ki: "Üç şey vardır ki onlarda bereket vardır: "Belli bir vade ile olan satış, Mukâraza (denilen ortaklık çeşidi), satmak için değil, ev için buğday-arpa karışımı."

HADİS-İ ŞERİF

Hz. Câbir İbnu Abdillah radıyallahu anhüma anlatıyor: "Bir adam: "Ey Allah'ın Resûlü! Benim mal ve çocuğum var. Babam da malımı kökünden kurutmak, tüketmek ister" dedi. Aleyhissâlatu vesselâm: "Sen de malın da babana aitsiniz" buyurdular."

HADİS-İ ŞERİF

Ebu Sa'id radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah (S.a.v) buyurdular ki: "Bir çobanın (sürüsünün) yanına geldiğin vakit, ona üç kere nida et! (Çoban) cevap verirse ne âla, vermezse, fesada sebep olmadan (sürü sağıp götürmeden) sütünden iç. Bir bahçenin duvarına geldin mi, bahçe sahibini üç kere çağır. Cevap verirse ne âla, (kendinden isteyerek ihtiyacını gör), aksi taktirde fesada sebep olmadan yiyebilirsin."

HADİS-İ ŞERİF

Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: "Bir sefer sırasında biz Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'la birlikkte idik. Derken, memeleri ida denilen bir bitki ile bağlanmış bir deve sürüsüne rastladık. (Sütten istifade için) sürüye yaklaştık. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm bizi çağırdı, hemen yanına gittik. "Bu develer müslüman bir aileye ait, bu onların zaruri gıdalarıdır ve Allah'tan sonra (muhtaç oldukları) bereketleri (hayırlı malları)dır. İçinde azıklarınız bulunan dağarcıklarınızın yanına vardığınızda, onların içindeki erzakınızın çalınmış olması sizi sevirdirir mi? Bunu adalete uygun bulur musunuz?" buyurdular. Ashab: "Hayır!" deyince: "İşte bu (sizin yapmak istediğiniz) de öyle bir iştir" buyurdu. Biz: "Yeyip içmeye muhtaç olursak ne dersiniz?" diye sorduk. Şu cevabı verdi: "Yiyin fakat taşımayın, için fakat taşımayın!"

HADİS-İ ŞERİF

Ümmü Hâni radıyallahu anhâ anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm bana "Koyun ve keçi edin. Zira onda bereket vardır" buyurdular."

HADİS-İ ŞERİF

Urve el-Bârikî radıyallahu anhüma, "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın şu sözünü nakletmiştir: "Deve, sahipleri için bir izzet vesilesidir. Koyun ve keçi de berekettir. Hayır, Kıyamete kadar atın alnına bağlanmıştır."

HADİS-İ ŞERİF

İbnu Ömer radıyallahu anhüma anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Koyun ve keçi cennet hayvanlarındandır."Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm zenginlere koyun-keçi edinmelerini emretti ve buyurdu ki: "Zenginlerin tavuk edinmeleri halinde, Allah, köylerin helak olmasına izin verir."

HADİS-İ ŞERİF

Ebu Sa'id el-Hudrî (radıyallahu anh) anlatıyor: Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) şöyle buyurdu: "Emin ve doğruluktan ayrılmayan ticaret ehli (ayette sırat-ı müstakim ashabı olarak zikredilen) peygamberler, sıddikler, şehidler ve sâlihlerle beraberdir."Tirmizî, Büyû 4, (1209); İbnu Mâce, Ticârât 1, (2139).

HADİS-İ ŞERİF

Tirmizî'nin, Rifâ'a İbnu Râfi'den yaptığı diğer bir rivayetinde şöyle buyrulmuştur: "Kıyamat günü tüccarlar fâcirler (günahkârlar) olarak diriltilecekler. Ancak Allah'tan korkanlar, iyilik yapanlar ve doğruluktan ayrılmayanlar müstesna"Tirmizî, Büyû 4 (1210); İbnu Mâce, Ticârât3, (2146).

HADİS-İ ŞERİF

Ebu Üseyd es-Saidi (R.a) anlatıyor: "Resulullah (S.a.v) Nebit çarşısına gidip ona baktılar ve: "Burası size münasib bir çarşı değildir" buyurdular. Sonra bir başka çarşıya gidip baktılar. Yine: "Burası da size uygun bir çarşı değil" buyurdular. Sonra şu çarşıya döndü, içini dolaşıp (tedkik buyurdular) ve: "İşte sizin çarşınız burasıdır! Sakın burası daraltılmasın ve burada (satış ve alış) yapanlardan vergi alınmasın" buyurdular."

HADİS-İ ŞERİF

Selman (R.a) anlatıyor: "Resulullah (S.a.v): "Kim sabah namazına giderse, iman bayrağıyla gitmiş olur. Kim de çarşıya giderse o da iblis bayrağıyla gitmiş olur" buyurdular.

HADİS-İ ŞERİF

Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resulullah (S.a.v): "Allahın, ümmetim için perşembe günü ilk vaktin(de yapılan iş)i mübarek kıl" diye dua ettiler.

HADİS-İ ŞERİF

İbnu Ömer radıyallahu anh anlatıyor: "Resulullah (S.a.v) şöyle dua buyurdular: "Allahım, ümmetime, günün ilk vakitlerin(de yaptıkları iş)i bereketlendir."

HADİS-İ ŞERİF

İbnu Ömer radıyallahu anhüma anlatıyor: "Resulullah (S.a.v) buyurdular ki: "Ey insanlar! Muhaffele, yani müşteriyi aldatmak için sütü sağılmayıp memesinde kalan bir hayvanı satın alan kimse üç gün muhayyerdir. (Hayvanı bu esnada geri verebilir.) Eğer geri verecek olursa, hayvanla birlikte, sağdığı sütün iki mislini -veya sağılan sütünün (kıymetinin) bir mislini buğday olarak demişti- geri versin."

HADİS-İ ŞERİF

Abdullah İbnu Mes'ud radıyallahu anh anlatıyor: "Doğru söyleyen ve doğruluğu (mucizelerle) tasdik edilen Ebu'l-Kasım aleyhissalatu vesselam üzerine şehadet ederim ki, O bize şöyle buyurdular: "Muhalleb (sütü memede hapsedilmiş) hayvanları satmak aldatmacadır ve aldatma işi hiçbir mü'mine helal olmaz."

HADİS-İ ŞERİF

Semüre İbnu Cündüb radıyallahu anh anlatıyor: "Resulullah (S.a.v) buyurdular ki: "(Satılan) kölenin uhdesi (yani alıcısının muhayyerliği veya satıcısının zimmetinde olduğu müddet) üç gündür."

HADİS-İ ŞERİF

Vâsile İbnu'l-Eska' radıyallahu anhüma anlatıyor: "Resûlullah (S.a.v) buyurdular ki: "Kirn bir şeyi ayıbını açıklamadan satarsa daima Allah'ın gadabına ve meleklerin lânetine maruz kalır:"

HADİS-İ ŞERİF

Kays İbnu Ebî Gareze el-Gıfârî (radıyallahu anh) anlatıyor: "Biz hicret etmezden önce simsarlar olarak isimlendiriliyorduk. Bir gün, Medine'de, bize Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) uğradı. Bize ondan daha iyi bir isim verdi. Buyurdu ki: "Ey tüccarlar, satış işine, yemin ve boş söz karışır..." Bir başka rivayette şöyle denmiştir: "Satış işine yemin ve yalan bulaşmaktadır, siz (Rabbin gadabını söndüren) sadaka karıştırın"Ebu Dâvud, Büyû 1, (3326,3327); Tirmizî, Büyû 4, (1208); Nesâî, Eymân 7, (7, 15).

HADİS-İ ŞERİF

Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'i işittim, diyordu ki: "(Ticarette yalan) yemin, (tüccarın zannınca) mala rağbeti artırır. (Halbuki gerçekte) kazancı giderir."Buhârî, Büyû 26; Müslim, Müsâkât 13 (1607); Ebu Dâvud, Büyû 6, (3335); Nesâî, Büyû 5, (7, 246).Hadis'in metni Buhârî ve Müslim'deki metindir. Ebu Dâvud'da "Bereketi giderir" şeklindedir.Hakim İbnu Hizâm (radıyallahu anh) anlatıyor: "Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdu ki: "Alıp-satanlar" birbirlerinden ayrılmadıkça (vazgeçmekte) muhayyerdirler. Alıp-satanlar alış-verişi sıdk ve doğruluk üzere yapar (kusuru) beyan ederlerse alış-verişleri her ikisi hakkında da mübarek kılınır. Yalan söylerler (kusurları) gözlerlerse, belli bir kâr sağlasalar bile, alış-verişlerinin bereketini kaybederler." Bir rivayet şöyledir: "Alış-verişlerinin bereketi yok edilir: Yalan yemin malı rağbetli, kazancı bereketsiz kılar."Buhârî, Büyû 19, 22, 44, 46; Müslim, Büyû, 47, (532); Ebu Dâvud, Büyû,59)

HADİS-İ ŞERİF

Hz. Câbir (radıyallahu anh) anlatıyor: "Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Satışında, satın alışında, borcunu ödeyişinde cömert ve kolaylaştırıcı davranan kimseye Allah rahmetini bol kılsın".Buhârî, Büyû 16; Tirmizî Büyû 75, (1320).

HADİS-İ ŞERİF

Tirmizî'nin rivayeti şöyledir: "Allah, sizden önce yaşamış olan bir kimseye rahmetiyle muamele etti. Çünkü bu adam satınca kolaylık gösterir, satın alınca kolaylık gösterir, alacağını isteyince (kabalık ve sertlik değil, anlayış ve) kolaylık gösterirdi."Tirmizî, Büyû 75. (1320).

HADİS-İ ŞERİF

Tirmizî'nin Ebu Hüreyre'den kaydettiği bir rivayette Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) şöyle buyurur: "Allah, satıştaki müsâmahayı, satın alıştaki müsâmahayı, ödemedeki müsâmahayı sever"Tirmizî, Büyû 75 (1319).

HADİS-İ ŞERİF

Huzeyfe ve Ebu Mes'ud el-Bedrî (radıyallahu anh) Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın şöyle söylediğini işittiklerini anlatır: "Sizden önce yaşamış olan birisine, ruhunu kabzetmek üzere melek gelmiş idi, sordu: "-Bir hayır işledin mi?" Adam: "-Bilmiyorum" diye cevapladı. Kendisine tekrar: "-Hele bir düşün (belki hatırlarsın) dendi. Adam: "-Bir şey hatırlamıyorum, ancak dünyada iken, insanlarla alış-veriş yapardım. Bu muâmelelerimde zengine ödeme müddetini uzatır, fakire de (ödeme işlerinde müsâmaha ve bazı eksikliklerini bağışlamak sûretiyle) kolaylık gösterirdim" dedi. Allah onu (bu kadarcık iyiliği sebebiyle affedip) cennetine koydu."Buhârî, Büyû 17-18, Enbiyâ 50, İstikrâz 5; Müslim, Müsâkât 26-31, (1560).

HADİS-İ ŞERİF

Amra Bintu Abdirrahmân (radıyallahu anhâ) anlatıyor: "Bir adam bir meyve bahçesinin meyvelerini toptan satın aldı. Meyveyi toplayıp miktarını tayin edince, tahmîn edilenden noksan buldu. Bahçe sâhibini görerek eksik çıkan kısmı hesaptan düşmesini veya alım-satım akdinden dönmesini talebetti. Fakat adam teklif edilenleri kabul etmemeye yemin etti. Bunun üzerine müşterinin annesi, Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'e müracaat ederek durumu arzetti. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm): "O adam, hayır yapmamaya yemin etmiştir" buyurdu. Bu sözü işiten bahçe sâhibi Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'e gelerek: "Ey Allah'ın Resûlü, talebini kabul ettim" dedi.Muvatta, Büyû 15, (2, 621); Buhârî, Sulh 10; Müslim, Müsâkât 19, (1557).

HADİS-İ ŞERİF

Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdu ki: "Kim bir Müslümanın ikâlesini (yani alım-satım akdini feshetmesini) kabul ederse, Allah da onu düşmekten kurtarır"Ebu Dâvud, Büyû 54, (3460); İbnu Mâce, Ticârât 26, (2199).

HADİS-İ ŞERİF

İbnu Ömer anlatıyor: Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "(Şer'i hukuku ödemek için) vezin'de Mekke halkının vezn'i esastır, keyl'de de Medine halkının keyl'i esastır."Ebu Dâvud, Büyû 8, (3340); Nesâî, Büyû 54, (7, 284).

HADİS-İ ŞERİF

Mikdâm İbnu Ma'dikerb (radıyallahu anh) Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın şu sözünü nakletti: "Yiyeceklerinizi kîle ile ölçün, sizin için mübarek kılınsın."Buhârî, Büyû 52.

HADİS-İ ŞERİF

İbnu Abbas (radıyallahu anh) anlatıyor: Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) mikyal (ölçek) ve mîzân (terazi) kullananlara şöyle hitab etti: "Sizler bizden önce gelip geçen kavimleri helâk eden iki işi üzerinize almış bulunmaktasınız"Tirmizî, Büyû' 9, (1217).

HADİS-İ ŞERİF

İbnu Harmele (radıyallahu anh) anlatıyor: "Ümmü Habib Bintü Züeyb İbnu Kays el-Müzenniyye, bize (ölçüm işlerinde kullanılan) bir sa' bağışladı. Ümmü Habib bize rivayet etti ki, kendisine, İbnu Ahî Safiyye'den geldiğine göre, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın zevce-i pâkleri Safiyye vâlidemiz (radıyallahu anhâ) bağışlanan bu sâ'in, Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'in kullandığı sâ' olduğunu söylemiştir. Râvilerden Enes İbnu İyâz der ki: "Ben bu sâ'ı denedim, (kontrol ettim) gördüm ki bu sâ', Emevî Halifesi Hişâm İbnu Abdi'l-Melik'in kullandığı müdd'le iki buçuk müdd miktarında idi".Ebu Dâvud, Eyman 18, (3279).

HADİS-İ ŞERİF

es-Sâib İbnu Yezîd (radıyallahu anh) anlatıyor: "Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) devrinde bir sâ', bugün sizlerin kullanmakta olduğunuz müdd'le, bir müdden üçte bir müdd miktarında fazla idi. Ancak bu miktara Ömer İbnu Abdilaziz merhum zamanında ilâve bulunuldu.Buhârî,, İ'tisam 16, Kefârât 5; Nesâî, Zekât 44, (5, 54).

HADİS-İ ŞERİF

Hz. Osman (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Sattığın zaman tart, satın alınca tarttır."Buhârî, Büyû' 51.

HADİS-İ ŞERİF

Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular: "Allah'ın en çok sevdiği yerler mescidlerdir. Allah'ın en ziyade nefret ettiği yerler de çarşı ve pazarlardır."Müslim, Mesâcid 288, (671).

HADİS-İ ŞERİF

Hz. Ömer (radıyallahu anh): "Bizim çarşımızda dini bilen kimseler satıcılık yapsın" buyurmuştur.Tirmizî, Vitr 21, (487).

HADİS-İ ŞERİF

Ebu'd-Derda (radıyallahu anh) buyurmuştur ki: "Ben, Şam'daki Ümeyye Camii'nin merdivenlerinde bir dükkan sâhibi olup, her gün elli dinar kazanıp Allah yolunda harcamak ve bu esnada namazlarımı da hep cemaatle kılmak, Allah'ın helal kıldıklarını da haram etmemek şartlarını arzulamaktan ziyade, Allahu Teâla'nın, haklarında: "...o kimseler ki ne bir ticaret ne de bir alış veriş onları Allah'ı zikretmekten alıkoymaz" (Nur, 36) övgüsünü kullandığı kimselerden olmamaktan korkarım."Bu rivayet Rezîn'in ilâvesidir.

HADİS-İ ŞERİF

Hz. Câbir (radıyallahu anh) anlatıyor: Mekke'nin fethedildiği sene Hz. Peygamber (aleyhissâlatu vesselâm)'i Mekke'de işittim, şöyle buyuruyordu: "Cenab-ı Allah içki, ölmüş hayvan, domuz ve putun alım-satımını yasakladı." Bunun üzerine: "Ey Allah'ın Resûlü "ölmüş hayvanların iç yağı hakkında ne buyurursunuz, zîra onunla gemiler yağların, derilere sürülür, kandiller aydınlatılır" dendi. Cevâben: "O (nun satışı) haramdır" buyurdu ve ilâve etti: "Allah Yahudilerin canını alsın. Allah onlara ölmüş hayvanların iç yağını haram kıldığı vakit bu yağı erittiler, sonra satıp parasını yediler."Buhârî, Büyû 112, Meğâzî 50; Müslim, Müsâkât 71 (1581); Ebu Dâvud, Büyû 66 (3486); Tirmizî, Büyû 93, (7, 309-310); İbnu Mâce, Ticarât 11, (2167).

HADİS-İ ŞERİF

Abdurrahman İbnu Va'le'nin anlattığına göre, İbnu Abbas (radıyallahu anh)'dan üzüm şırası hakkında sorunca ondan şu cevabı almıştır: "Adamın biri Resûlullah (aleyhissâlatu vesselâm)'a bir şarap dağarcığı hediye etmişti, kendisine "Allah'ın bunu haram kıldığını bilmiyor musun?" dedi. Adam: "Hayır bilmiyorum" cevabını verdi ve yanında bulunan birisine birşeyler fısıldadı. Resûlullah (aleyhissâlatu vesselâm) adama "Ona ne fısıldadın?" diye sorunca adam: "Onu satmasını emrettim" dedi. Resûlullah (aleyhissâlatu vesselâm): "İçilmesi haram olanın satılması da haramdır" buyurdu ve iki şarap dağarcığının ağızlarını açarak içlerini boşalttı."Müslim, Musâkat 68, (1579); Muvatta, Eşribe 12, (2, 846), Nesâî, Büyû 90, (7, 307-308).

HADİS-İ ŞERİF

İbnu Abbas (radıyallahu anh) anlatıyor: "Hz. Peygamber (aleyhissâlatu vesselâm)'i Kâbe'nin yanında otururken gördüm. Bir ara başını semaya kaldırarak güldü ve şunu söyledi: "-Allah Yahudilere Lânet etsin, Allah Yahudilere lânet etsin, Allah Yahudilere lânet etsin! Allah onlara (ölmüş hayvanların) iç yağını yasaklamıştı tutup bunu sattılar ve parasını yediler. Halbuki Allah bir millete bir şeyin yenmesini haram etti mi, onun parasını da haram etti demektir."Ebu Dâvud, Büyû 66 (3488).

HADİS-İ ŞERİF

el-Muğîre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissâlatu vesselâm) buyurdu ki: "Kim içki satarsa, hınzır kasaplığı da yapsın"Ebu Dâvud, Büyû 66, (3489).

HADİS-İ ŞERİF

Ebu Talha (radıyallahu anh) anlattığına göre, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'dan "İçkiye vâris olan yetimler" hakkında sormuştur. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm): "Dök onu!" emretmiştir. Ebu Talha: "Sirke yapsam olmaz mı?" deyince de "Hayır!" diye cevap vermiştir."Ebu Dâvud, Eşribe 3 (3675); Tirmizî, Büyû 58, (1293).Tirmizî'nin rivayetinde: "Şarabı dök, küplerini de kır" buyurmuştur.

HADİS-İ ŞERİF

İbnu Ömer (radıyallahu anh)'den rivayet edildiğine göre Hz. Peygamber (aleyhissâlatu vesselâm) şöyle demiştir: "Bir yiyecek satın alan kimse, onu kabzetmeden önce satamaz"Buhârî, Büyû 49, 51, 54, 55, Hudud 42; Müslim, Büyû 29, 35, 40, 41,

HADİS-İ ŞERİF

Bir diğer rivayette: "...malı kabzedinceye kadar" ziyadesi vardır. İbnu Ömer der ki: "Biz hayvanla gelenlerden tartmadan göz kararıyla yiyecek satın alırdık. Sonra Hz. Peygamber (aleyhissâlatu vesselâm) satın aldığımız bu şeyleri başka yere naklederek yerini değiştirmeden satmamızı yasakladı"Müslim, (1527).

HADİS-İ ŞERİF

Hakîm İbnu Hizâm (radıyallahu anh) anlatıyor: "Ey Allah'ın Resûlü dedim, bana gelip, birşeyler almak isteyenler oluyor. Halbuki istenen şey bende yoktur. Bu durumda bilâhere çarşıdan satın alarak teslim etmek üzere istenen şeyi satayım mı?" "Hayır dedi, yanında mevcut olmayan şeyi satma."Nesâî, Büyû 60, (7, 289), Ebu Dâvud, Büyû 70 (3503); Tirmizî, Büyû 19, (1232); İbnu Mâce, Ticarât 20, (2187).

HADİS-İ ŞERİF

İbnu Abbas (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) bir kimsenin, yiyecek maddesini tam olarak kabzetmiş olmadan satmasını yasakladı. Tâvus derki: "İbnu Abbas'a "Bu nasıl olur?" diye sordum da bana şu cevabı verdi: "Bu dirhemlerin dirhemlerle alınıp satılmasıdır, yiyecek maddesi ise tehir edilmiştir."Beş kitap'ta da tahriç edilmiştir.

HADİS-İ ŞERİF

Süleyman İbnu Yesar (radıyallahu anh) anlatıyor: "Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) Mervân İbnu'l-Hakem'e: -Sen faiz ticaretini helâl kıldın dedi. Mervan: -Ne yapmışım? diye sordu. Ebu Hüreyre tekrar: -Sen sened satışını helâl addetmişsin. Halbuki Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm), tam olarak kabzedilmezden önce yiyecek satışını yasakladı, dedi. Râvi der ki: "Bu konuşma üzerine Mervan halka hitap ederek sened satışını yasakladı." Süleyman ilâve etti: "Ben muhafızların bu senedleri, halkın elinden topladıklarını gördüm."Müslim, Büyû 40 (1528).

HADİS-İ ŞERİF

İbnu Ömer (radıyallahu anh) anlatıyor: "Bir sefer sırasında Hz. Peygamber (aleyhissâlatu vesselâm)'le beraber bulunuyorduk. Ben Hz. Ömer'e ait, yüke yeni alıştırılan henüz zabtı zor bir devenin üzerindeydim. Deve dik başlılık edip cemaatin önüne önüne giderdi. Babam Ömer (radıyallahu anh) devenin bu davranışından üzülür, onu tekrar geriye atardı. Bana da: "Devene sâhib ol, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın önüne geçmesin" derdi. Sonunda Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm): -Ey Ömer, onu bana sat dedi. -Pekâla o senin olsun ey Allah'ın Resûlü!" dedi. Böylece deveyi Hz. Peygamber (aleyhissâlatu vesselâm) ondan satın almış oldu. Sonra da Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) bana dönerek: "Ey Abdullah, deveyi sana bağışladım, artık o senindir, onu istediğin gibi kullan" dedi.Buhârî, Büyû 47, Hibe 25.

HADİS-İ ŞERİF

İbnu Ömer (radıyallahu anh) anlatıyor: Hz. Peygamber (aleyhissâlatu vesselâm) şöyle emretti: "Ağaçların üzerinde o yılın meyveleri (olgunlaşmaya) sâlih olduğu (kızarmak, sararmak sûretiyle) zâhir olana kadar, meyveleri satmayın. Yaş hurmayı kuru hurma karşılığında da satmayın." Yine Abdullah İbnu Ömer, Zeyd İbnu Sabit'in şöyle dediğini rivayet etmiştir: Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) yaş hurmayı kurusu ile değiştirmeyi yasakladıktan sonra, ariyyenin (muayyen bir ağacın başındaki yaş hurmayı) yerdeki yaş veya kuru hurma ile tebdiline müsaade buyurdu. Bu çeşit bir değiş tokuşa başka alım-satımlarda müsaade buyurmadı." İbnu Ömer'e meyvenin sâlih olarak ortaya çıkması nedir? diye sorulunca şu cevabı verirdi: "Meyvenin afete uğrayarak zarar görme tehlikesini atlatmasıdır."Buhârî, Büyû 82-87, Müsâkat 17, Selem 4; Müslim, Büyû 51, 59, 79, (1534, 1535, 1539)

HADİS-İ ŞERİF

Buhârî'nin dışındaki müelliflerin kaydettiği bir diğer rivayette şöyle denir: Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) meyvesi olgunlaşıncaya kadar hurmayı, dânesi beyazlaşıp afetten emin oluncaya kadar başağı satmaktan men etti. Bu muameleden satıcı da alıcı da yasaklanmıştır.Müslim, Büyû 50, (1535); Ebu Dâvud, Büyû 23, (3368); Tirmizî, Büyû 15, (1226-1227); Nesâî, Büyû 40, (7, 270, 271); İbnu Mâce, Ticarât 32, (2214-2215).

HADİS-İ ŞERİF

Ebu Sa'îd (radıyallahu anh) anlatıyor: "Hz. Peygamber (aleyhissâlatu vesselâm) müzâbene ve muhâkala'yı yasakladı. Müzâbene, yeni meyvenin daha hurma, ağacının başında iken satın alınmasıdır. İmam Malik "...kuru hurma vererek" ziyadesini kaydetti. Muhâkale de buğday karşılığında tarlanın kiralanmasıdır.Buhârî, Büyû 82; Müslim, Büyû 105, (1546); Muvatta, Büyû 23-25 (2, 625); Nesâî, Müzâra'a 45, (7,39).

HADİS-İ ŞERİF

İbnu Ömer (radıyallahu anh) anlatıyor: "Hz. Ömer (radıyallahu anh) buyurdu ki: "Efendisinden çocuk doğuran cariyeyi efendisi artık satamaz, hibe edemez, miras olarak da bırakamaz. Hayatta kaldığı müddetçe ondan istifade eder. Ölecek olursa cariye hür olur."Muvatta, Itk 6, (2, 776).

HADİS-İ ŞERİF

Rezîn, Hz. Câbir (radıyallahu anh)'in şu sözünü kaydeder: "Biz Hz. Peygamber (aleyhissâlatu vesselâm) ve Hz. Ebu Bekir (radıyallahu anh) zamanında ümmü veled'i satardık. Hz. Ömer bu alış-verişten bizi yasaklayınca terk ettik." İbnu'l-Esir: "Bu rivayeti ana kaynaklarda (Usûl) göremedim" der.Ebu Dâvud, Itk 8, (3953); İbnu Mâce, Itk 2, (2517).Büheysetu'l-Fezâriyye (radıyallahu anh) anlatıyor: "Babam, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'dan izin isteyerek kendisi ile kamîsi arasına girdi. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ı öpüyor ve kucaklıyordu. Sonra: "Ey Allah'ın Rasûlü yasaklanması yasak olan şey nedir? bana söyle" dedi. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm): "Tuz!" dedi. Babam tekrar sordu: "Başka ne var?" Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm): "Ateş!" dedi. Sonra tekrar sordu: "Ey Allah'ın Resûlü yasaklanması helal olmayan şey nedir?" Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm): "Hayır yapman kendine hayırdır" cevabını verdi"Ebu Dâvud, Büyû 62, (3476).

HADİS-İ ŞERİF

Ebu Ümâme (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Şarkıcı cariyeleri satmayın, satın da almayın. Onlara (musikî) de öğretmeyin. Onları alıp satmak şartıyla yaptığınız ticarette hayır yoktur, onlar için ödenen para haramdır." Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) ilave etti: "Şu âyet bu gibiler hakkında nâzil olmuştur: "İnsanlardan bazıları, bir bilgisi olmadığı halde, Allah yolundan saptırmak için boş sözlere müşteri çıkarlar. Allah yolunu alaya alırlar. İşte bunlara alçaltıcı bir azab vardır" (Lokman 6),Tirmizî, Büyû 51, (1282), Tefsîru'l-Kur'ân, Lokman, (3193); İbnu Mâce, Ticârât 11, (2168).

HADİS-İ ŞERİF

İbnu Ömer (radıyallahu anhüma) anlatıyor: "Cahiliye insanları, devenin etini, karnındakinin hamileliği vaktine satarlardı. "Karnındakinin hamileliği" devenin karnındakini doğurması, doğanın da büyüyüp hamile kalmasıdır. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) bu alış-verişi yasakladı." Buhârî'nin bir rivayetinde "...sonra karnındaki de doğar" denir.Buhârî, Büyû 61, Menâkıbu'l-Ensâr 26, Selem 8; Müslim, Büyû 5-6, (1514); Tirmizî, Büyû 16, (1229); Ebu Dâvud, Büyû 24, (3370); Nesâî, Büyû' 67, 68 (7, 293-294); İbnu Mâce, Ticarât 24, (2197); Muvatta, Büyû 62, (2, 653-654).

HADİS-İ ŞERİF

İbnu Ebî Evfâ (radıyallahu anh) anlatıyor: "Bir adam çarşıya satmak üzere mal koydu. Müslümanlardan biri alıcı çıkınca, onu ikna için, "senin vermediğin parayı ödedim" diye Allah'a kasem etmişti. Bunun üzerine şu âyet nâzil oldu: "Allah'ın ahdini ve yeminlerini az bir değere değişenler var ya, işte onların âhirette bir payları yoktur. Allah, kıyamet günü, onlara hitab etmeyecek, onlara bakmayacak, onları temize çıkarmayacaktır. Elem verici azab onlar içindir" (Âl-i İmrân, 77),Buhârî, Büyû 27, Tefsir 33.

HADİS-İ ŞERİF

Amr İbnu Dinar anlatıyor: "Nevvas adında biri vardı. Yanında su içme hastası bir deve vardı. İbnu Ömer (radıyallahu anh) bu deveyi ortağından satın aldı. Ortağı kendisine uğrayınca: "Şu devemiz var ya onu sattık" dedi: Ortağı "kime" deyince "şu şu evsafta bir yaşlıya" diye tarif etti. Ortağı: "Öylemi, amma da yaptın, vallahi o zat İbnu Ömer'dir" dedi: "Sonra İbnu Ömer (radıyallahu anh)'e gelerek: "Ortağım sana su içme hastası bir deve satmış, durumunu da sana söylememiş" dedi. İbnu Ömer: "Öyleyse götür onu" dedi. Adam götürmek üzere tutunca: "Bırak deveyi, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın hükmüne râzıyız, sirayet yoktur" buyurdu."Buhârî, Büyû 36.

HADİS-İ ŞERİF

Ukbe İbnu Âmir (radıyallahu anh) buyurmuştur ki: "Müslüman bir kimsenin, bir malda kusur olduğunu bildiği halde, müşteriye haber vermeden satması haramdır."Buhârî, bunu bir babın başlığında kaydetmiştir. (Büyû19).

HADİS-İ ŞERİF
.

İbnu Ömer (radıyallahu anh) anlatıyor: Hz. Peygamber (S.a.v) buyurdular ki: "Kim sütü memesinde bekletilmiş bir deve satın alırsa o üç gün muhayyerdir. Şayed iâde edecek olursa, hayvanla birlikte, sütü mislince veya sütünün iki mislince buğday da verir."Ebu Dâvud 48, (3446); İbnu Mâce, 42, (2240).

HADİS-İ ŞERİF

Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (S.a.v) efendimiz buyurdular ki: "(Alıcı olmadığınız hâlde, fiyatları kızıştırmak için) müşteri ile satıcının aralarına girmeyin."Buhârî, Büyû 58; Müslim, Büyû 11, (1515), Nikâh 52 (1413); Ebu Dâvud, Büyû 46, (3438); Tirmizî, Büyû 65, (1304); Nesâî, Büyû 21 (7, 1259); İbnu Mâce, Ticârât 14, (2174).

HADİS-İ ŞERİF

İbnu Ömer (radıyallahu anhümâ) diyor ki: "Hz. Peygamber (aleyhissâlatu vesselâm) müşteri kızıştırmayı yasakladı".Buhârî, Büyû 60; Müslim, Büyû 13, (1216); Muvatta, Büyû 97, (2, 684); İbnu Mâce, Ticârât 14 (2173); Nesâî, Büyû 16, 17, 21. (7, 258).İmam Mâlik şu ilâvede bulunur: "Kızıştırma (necş): Aslında alıcı olmadığın halde, (araya girerek) mala değerinden fazla fiyat vermendir. Böylece (gerçekten almak isteyen) bir başkası, seni takiben mala daha fazla fiyat vererek aldanır."

HADİS-İ ŞERİF

İbnu Ebî Evfa (radıyallahu anh) buyurmuştur ki: "Müşteri kızıştıran, ribâ yemiş hâindir. Bu iş, bâtıl bir aldatmadır, helâl değildir."Buhârî bunu senetsiz olarak ve sahâbe sözü şeklinde rivayet etmiştir. Büyû 60.

HADİS-İ ŞERİF

Ebu Musa (R.a) anlatıyor: "Resülullah (S.a.v) aramızda ayağa kalkıp şu beş cümleyi söyledi: Allah Teâla Hazretleri uyumaz, zaten O'na uyku da yakışmaz. Kıstı (tartıyı, rızkı) indirir ve kaldırır. Geceleyin yapılan amel, gündüzleyin yapılandan önce; gündüzleyin yapılan amel de geceleyin yapılan amelden önce Allah'a yükseltilir. O'nun hicâbı nurdur. Eğer o perdeyi açacak olsa, veçhinin sübuhâtı, basarının ihâta ettiği bütün mahlükatını yakardı."Müslim, İmân 293 (179).

HADİS-İ ŞERİF

Hz. Ebu Hüreyre (R.a) anlatıyor: "Resülullah (S.a.v) buyurdular ki: "Sizden biri kardeşiyle dövüşünce yüze vurmaktan sakınsın."Buhari, Itk 20; Müslim, Birr, 112, (2612).Müslim'in rivayetinde şu ziyade var: "...zira Allah Adem'i kendi sûretinde yaratmıştır."

HADİS-İ ŞERİF

Hz. Ebu Hüreyre (R.a) anlatıyor: "Resulullah (S.a.v)'ı şu âyetleri okurken işittim. (Meâlen): Hiç şüphesiz Allah size emânetleri ehline teslim etmenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder. Allah size ne güzel öğüt veriyor. Şüphesiz Allah işitir ve görür" (Nisa 58). Bu sırada Resülullah (S.a.v)'ın baş parmağını kulağına, onu takib eden (şahâdet) parmağını da gözünün üzerine koyduğunu gördüm.''Ebu Dâvud, Sünnet 19, (4728).

HADİS-İ ŞERİF

Ebu Musa (R.a) anlatıyor: "Resülullah (S.a.v) aramızda ayağa kalkıp şu beş cümleyi söyledi: Allah Teâla Hazretleri uyumaz, zaten O'na uyku da yakışmaz. Kıstı (tartıyı, rızkı) indirir ve kaldırır. Geceleyin yapılan amel, gündüzleyin yapılandan önce; gündüzleyin yapılan amel de geceleyin yapılan amelden önce Allah'a yükseltilir. O'nun hicâbı nurdur. Eğer o perdeyi açacak olsa, veçhinin sübuhâtı, basarının ihâta ettiği bütün mahlükatını yakardı."Müslim, İmân 293 (179).

HADİS-İ ŞERİF

Abdullah b. Mes'ud (radiyallahu anh) Hazretleri’nin rivayet ettiği bir hadis-i şerifte,Hikmetin Lisân-ı Fasîhi Rasûl-ü Ekrem (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz şöyle buyurmuştur:(Size sıdka sarılmak, söz ve amelde hep doğruluğa yapışmak yaraşır.) Sıdk, insanı “birr”e, Allah’ın rızasına uygun düşen sâlih amellere sevkeder; birr de Cennet’e götürür. İnsan, kendini bir kere doğruluğa verip o yola yöneldi mi, artık o her zaman doğru söyler ve doğruyu arar da sonunda Allah indinde “sıddîk” (özüyle ve sözüyle hakka bağlı) olarak kaydedilir.(Yalandan sakınınız!) Yalan insanı fücur bataklığına, haktan uzaklaşıp haddi aşmaya ve günaha dalmaya çeker; fısk u fücur da Cehennem’e sürükler. İnsan kendini bir kere yalana kaptırdı mı, artık o sürekli yalan söyler ve her işinde yalanın peşine düşer de neticede Hak nezdinde “kezzâb” (söz, hal ve tavırlarıyla büsbütün yalancı) diye yazılır.{Buharî, Edeb: 69; Müslim, Birr: 102, 103, (2606, 2607)}

HADİS-İ ŞERİF

Sizi yöneten büyüklerinize sövmeyin! Onların iyi olmaları için dua edin. Çünkü onların iyi olmaları, sizin iyi olmanız demektir.Ebû Ümâme, Taberânî.

HADİS-İ ŞERİF

Yeryüzünde, masiyet ve sıla-i rahmi koparıcı olmamak kaydı ile, Allah'tan bir talepte bulunan bir Müslüman yoktur ki, Allah ona dilediğini vermek veya ondan onun mislince bir günahı affetmek suretiyle icabet etmesin.Tirmizi

HADİS-İ ŞERİF

Kur'an-ı Kerim'de otuz ayetlik (şanı yüce) bir süre vardır. Bu süre (kendisini okuyan) kimseye (kıyamet günü) şefaat eder ve Allah'ın onu affetmesini sağlar. Bu süre Mülk suresidir.Tirmizi, 2893

HADİS-İ ŞERİF

İki haslet vardır ki bir müminde asla beraber bulunmazlar: Cimrilik ve kötü ahlak.Tirmizi

HADİS-İ ŞERİF

Rabbiniz Hayy'dir, Kerim'dir. Kulu dua ederek kendisine elini kaldırdığı zaman, O ellerini boş çevirmekten istihya eder.Tirmizi

HADİS-İ ŞERİF

Kişi hayır yapsa, halk da bu sebeple onu övse, bu mü'mine (Allah'ın razı olduğuna dair) peşin bir müjdedir.Müslim, 2642

HADİS-İ ŞERİF

Kim haksız olduğu bir münakaşayı terkederse kendisine cennetin kenarında bir ev kurulur. Haklı olduğu bir münakaşayı terkedene de cennetin ortasında bir ev kurulur.Tirmizi, 1994

HADİS-İ ŞERİF

Allah'ın zikri dışında kelamı çok yapmayın. Zira, Allah'ın zikri dışında çok kelam, kalbe kasvet (katılık) verir. Şunu bilin ki, insanların Allah'a en uzak olanı kalbi katı olanlardır.Tirmizi, 2413

HADİS-İ ŞERİF

Sizi yöneten büyüklerinize sövmeyin! Onların iyi olmaları için dua edin. Çünkü onların iyi olmaları, sizin iyi olmanız demektir.Ebû Ümâme, Taberânî.

HADİS-İ ŞERİF

Sattığın zaman tart, satın alınca tarttır.Buhari, 51

HADİS-İ ŞERİF

Üç şey vardır geciktirilmez: Vakti geldiğinde namaz, hazır olduğunda cenaze ve dengi bulunduğunda bekar.Cami'u's Sağir

HADİS-İ ŞERİF

Müslüman bir kimsenin, bir malda kusur olduğunu bildiği halde, müşteriye haber vermeden satması haramdır.Buhari, Büyu 1

HADİS-İ ŞERİF

Allah, satıştaki müsamahayı, satın alıştaki müsamahayı, ödemedeki müsamahayı severTirmizi, 1319

HADİS-İ ŞERİF

Kim, (mahkeme gereği, yapması icabeden) bir yeminde yalan yere yemin ederse bu yemini sebebiyle cehennemdeki yerini hazırlamış olur.Ebu Davud, 3242

HADİS-İ ŞERİF

Müşrik olarak ölenle, bir Müslümanı haksız yere öldüren hariç, Allah bütün günahları affedebilir.Ebu Davud, 4270

HADİS-İ ŞERİF

Ölüyü, (mezara kadar) üç şey takip eder: Ailesi, malı ve ameli. Bunlardan ailesi ve malı geri döner, ameli kendisiyle baki kalır.Müslim, 2960

HADİS-İ ŞERİF

Kişinin gerçek malı hayatında gönderdiğidir. Geriye koyduğu da varislerinin malıdır.Buhari, Rikak 12

HADİS-İ ŞERİF

Allah Teala hazretleri, sizin için üç şeyi mekruh addetti: 1-Dedikodu, 2-Malın ziyanı, 3-Çok sual!..Buhari, Edeb 6

HADİS-İ ŞERİF

Sana emanet bırakanın emanetini geri ver. Sana ihanet edene ihanet etme.Ebu Davud, 3534

HADİS-İ ŞERİF

Müslümanın, müslüman üstündeki hakkı beştir: Selamını almak, hasta ziyaretine gitmek, cenazesine katılmak, davetine icabet etmek, hapşırınca yerhamukallah demek.Tirmizi, 2738

HADİS-İ ŞERİF

Nefsimi kudret elinde tutan Zat'a yemin olsun, ya ma'rufu emreder ve münkerden de yasaklarsınız veya Allah'ın katından umumi bir bela göndermesi yakındır.Tirmizi, 2170

HADİS-İ ŞERİF

Kur'an'ın yasaklamış olduğu şeyleri helal sayan kimse, Kur'an'a iman etmiş olmaz.Tirmizi, Fezail-i Kur'an 20

HADİS-İ ŞERİF

Kim, Kur'an'ın hükümleri ve anlamı hakkında bilgisiz olarak konuşursa, Cehennemdeki yerine hazırlansın.Tirmizi, Tefsir-i Kur'an 1

HADİS-İ ŞERİF

Kim Ramazan orucunu tutar ve ona Şevval ayından altı gün ilave ederse, sanki bir yıl oruç tutmuş olur...(Tirmizi, Savm 53)

HADİS-İ ŞERİF

Ölüp de pişman olmayan yoktur, mutlaka herkes nedamet duyar: İyi yolda olan hayrını daha çok artırmadığı için pişman olur. Kötü yolda olan da nefsini kötülükten çekip almadığına pişman olur.Tirmizi, 2405

HADİS-İ ŞERİF

Üç sıfat vardır ki, bunlar kimde bulunursa, Allah o kimseyi himayesine alır ve onu Cennete koyar. Bunlar: Zayıflara yumuşak davranmak, anne ve babaya sevgi ve hürmet, emri altındakilere iyilikle muamele etmekdir.Tirmizi, Kıyame 48

HADİS-İ ŞERİF

Sana sıkıntı zamanında okuyacağın bir duayı öğreteyim mi?: Allahu, Allahu Rabbi, la üşriku bihi şey'en. (Rabbim Allah'tır, Allah! Ben ona hiçbir şeyi ortak koşmam!)Ebu Davud, 1525

HADİS-İ ŞERİF

Makbul sabır, musibetle karşılaştığın ilk andakidir.Tirmizi, Cenaiz 13

HADİS-İ ŞERİF

Namaz sebebiyle en çok sevap elde edenler, cemaate en uzak yerlerden yürüyerek gelenlerdirBuhari, Ezan 31

HADİS-İ ŞERİF

Oruç perdedir. Biriniz birgün oruç tutacak olursa kötü söz sarfetmesin, bağırıp çağırmasın. Birisi kendisine yakışıksız laf edecek veya kavga edecek olursa "ben oruçluyum!" desin (ve ona bulaşmasın).Müslim, 1161

HADİS-İ ŞERİF

Kim yatsı namazını cemaatle kılarsa sanki gecenin yarısını ihya etmiş gibidir. Kim de sabahı da cemaatle kılmışsa gecenin tamamını ihya etmiş gibidir.Müslim, 656

HADİS-İ ŞERİF

İnsanın ailesi, malı, çocukları ve komşusu ile ilgili kusurlarına namaz, oruç, sadaka, iyiliği tavsiye etmek ve kötülükten sakındırmak gibi güzel amelleri kefaret olur.Buhari, Mevakit 4

HADİS-İ ŞERİF

Kim bir oruçluya iftar ettirirse, kendisine onun sevabı kadar sevap yazılır. Üstelik bu sebeple oruçlunun sevabından hiçbir eksilme olmaz.Tirmizi, 807

HADİS-İ ŞERİF

Kim Allah Teala yolunda bir gün oruç tutsa, Allah onunla ateş arasına, genişliği sema ile arz arasını tutan bir hendek kılar.Tirmizi, Cihâd 3

HADİS-İ ŞERİF

Kim bir muhtaç Müslüman'ı giydirirse, elbise adamın üstünde bulunduğu müddetçe Allah'ın himayesindedir.Tirmizi, Kıyame 41

HADİS-İ ŞERİF

Sevdiğini Allah için seven, sevmediğini Allah için sevmeyen; verdiğini Allah için veren, vermediğini de Allah için vermeyen kimse tam bir imana sahip olmuş olur.Tirmizi, Kıyame 60

HADİS-İ ŞERİF

Vaktin başında kılınan namazda Allah'ın rızası, sonunda kılmanda da Allah'ın affı vardır.Tirmizi, Salat 13

HADİS-İ ŞERİF

Kardeşine güleryüz göstermen sadakadır. İyiliği emredip, kötülükten sakındırman sadakadır. Yolunu kaybetmiş kimseye yol göstermen sadakadır.Tirmizi, Birr 36

HADİS-İ ŞERİF

Allahü Teala hakkında hüsnüzan, güzel ibadettendir.Tirmizi, 3604

HADİS-İ ŞERİF

Mü'min, mütemadiyen rüzgarın eğici tesirine maruz bir bitkiye benzer; devamlı belalarla başbaşadır. Münafığın misali de çam ağacıdır; kesilip kaldırılıncaya kadar hiç umursamaz.Tirmizi, 2870

HADİS-İ ŞERİF

Evlenene "Allah size (evliliği) mübarek etsin ve size bereket versin" deyin.Nesai, Nikah 73

HADİS-İ ŞERİF

Hiçbir baba, çocuğuna iyi terbiyeden daha üstün bir hediye veremez.Tirmizi, Birr 23

HADİS-İ ŞERİF

Hiçbir farz namazını kasten terk etme. Kim namazı kasten terkederse, ilahi koruma ve teminattan mahrum kalır.İbni Mace, Fiten 23

HADİS-İ ŞERİF

Kul, kendini Allah'ın azabından kurtarmada zikrullahtan daha müessir bir ameli işlememiştir.Tirmizi, 3374

HADİS-İ ŞERİF

Kim, insanların gücenmesi pahasına da olsa Allah'ın rızasını kazanmak düşüncesiyle iş yaparsa, Allah onu insanların kötülüğünden korur.Tirmizi, Zühd 65

HADİS-İ ŞERİF

İlim öğreniniz, ilmi de tevazu, ciddiyet, vakar ve istikamet için öğreniniz. İlminden istifade ettiğiniz kimselere de hürmet ediniz.Tergib, 1.114

HADİS-İ ŞERİF

Şüphesiz ki münafıklara en ağır gelen namazlar bu -yatsı ve sabah- namazlardır. Eğer bu iki namazdaki sevabı bilmiş olsaydınız, dizlerinizin üzerinde emekleyerek de olsa bu namazlara devam ederdiniz.Ebu Davud, Salat 40

HADİS-İ ŞERİF

Bana salavat getiren hiçbir Müslüman yoktur ki, salavat getirdiği müddetçe, melekler de ona dua ve istiğfar etmesin. Artık kul ister az salavat getirsin, ister çokİbni Mace, İkameti's Salat 25

HADİS-İ ŞERİF

Hiç şüphesiz ki, Allah, melekler, yerde ve gökte bulunanlar, yuvasındaki karıncadan sudaki balığa varıncaya kadar her şey insanlara hayrı, iyiliği öğreten kimseye dua ve istiğfar ederler.Tirmizi, İlim 19

HADİS-İ ŞERİF

Bizim orucumuz ile ehl-i kitabın orucu arasındaki fark sahura kalkmamızdır."Tirmizi, Savm, 17.

HADİS-İ ŞERİF

"Oruç bir kalkandır. Oruçlu kötü söz söylemesin. Kendisiyle itişmek ve dalaşmak isteyene 'ben oruçluyum, ben oruçluyum' desin ve onunla dalaşmasın."

HADİS-İ ŞERİF

"Yalan söylemeyi ve yalanla iş görmeyi bırakmayan bir kimsenin, yemeği ve içmeyi bırakmasına, aç kalmasına, Allah'ın ihtiyacı yoktur!" Buhari, Savm, 8; Tirmizi, Savm, 16

HADİS-İ ŞERİF

"Sahur yemeği yiyin. Çünkü sahurda bereket vardır."Buhari, Savm, 20; Müslim, Sıyam, 45.

HADİS-İ ŞERİF

"Kim inanarak ve sevabını yalnız Allah'tan bekleyerek Ramazan orucunu tutarsa geçmiş günahları bağışlanır."Buhari, Savm, 6.

HADİS-İ ŞERİF

Allah, insanlara merhamet etmeyene rahmette bulunmaz.Tirmizi, 1923

HADİS-İ ŞERİF

Ey kalbleri çeviren Allahım! Kalbimi dinin üzerine sabit kıl.Tirmizi, 2141

HADİS-İ ŞERİF

Ya ilim öğreten, ya ilim öğrenen, ya dinleyen veya bunları seven ol. Sakın beşincisi olma! Yoksa helak olursun.Keşfü'l-Hafa, 1437

HADİS-İ ŞERİF

Kişi ile şirk ve küfür arasında, ancak namazın terki vardır.Müslim, İman 134

HADİS-İ ŞERİF

Allah zalime mühlet verir. Ceza vereceği zaman geldiğinde de ona göz açtırmaz, helak eder.Müslim, Birr 61

HADİS-İ ŞERİF

Mü'min, aynı yılan deliğinden iki defa sokulmaz. - iki defa aldatılmaz -Ebu Davud, Edep 29

HADİS-İ ŞERİF

Kim geçim sıkıntısından dolayı insanlara dert yanarsa, onun ihtiyacı giderilmez, açığı kapanmaz. Fakat kim geçim darlığını Allah'a arz ederse, Allah onun sıkıntısını giderir, bolluğa çıkarır. Tirmizi, Zühd 18

HADİS-İ ŞERİF

Sadaka Rabbin öfkesini söndürür ve kötü ölümü bertaraf eder.Tirmizi, 664

HADİS-İ ŞERİF

Allah'ı anmanın dışında fazla konuşmayın. Çünkü Allah'ı hatıra getirmeden çok konuşmak kalbi katılaştırır. Allah'ın rahmetinden en uzak insan ise kalbi katı insandır.Tirmizi, Zühd 61

HADİS-İ ŞERİF

Kur'an-ı Kerimi okuma ve anlamasını bilen mü'min, mana alemindeki bazı meleklerle beraberdir. Okuma, öğrenme ve ezberlemede zorlukla karşılaşan kimseye de iki kat sevap vardır. Buhari, Tevhid 52

HADİS-İ ŞERİF

İnsanların Allah'a en yakın olanı, önce selamı verenidir.Ebu Davud, Edeb 133

HADİS-İ ŞERİF

Kul, zarara düşme korkusuyla zararsız şeyleri dahi terk etmedikçe müttakilerden olamazİbni Mace, Zühd 24

HADİS-İ ŞERİF

Büyük günahlar dışında, beş vakit namaz ve iki Cuma Namazı, aralarında işlenen günahlara kefaret olurlarMüslim, Tahare 14

HADİS-İ ŞERİF

Eğer dünyanın Cenâb-ı Hakk'ın yanında bir sinek kanadı kadar değeri olsaydı, kafire ondan bir yudum su bile içirmezdiTirmizi, Zühd 13

HADİS-İ ŞERİF

Biriniz bir meclise gelince selam versin. Kalkmak isteyince de selam versin. Birinci selam sonuncudan evla değildir (İkisi de aynı ölçüde ehemmiyetlidir).Tirmizi, İsti'zan 16, (2707); Ebu Davud, Edeb 150, (5208)

HADİS-İ ŞERİF

Hasta ziyaretinde bulunan kimse, ziyaretten dönünceye kadar cennet meyveleri arasındadır.Müslim, Birr 40, (2568); Tirmizi, Cenaiz 2, (967)

HADİS-İ ŞERİF

Bir kul dünyada bir kulu örterse, Allah Kıyamet günü onu mutlaka örter.Müslim, Birr 72, (2590)

HADİS-İ ŞERİF

Kim bir ayıp görür ve onu örterse, diri diri gömülmüş bir kızı ihya etmiş gibi olur.Ebu Davud, Edeb 45 (4891)

HADİS-İ ŞERİF

Bir genç, ihtiyar bir kimseye yaşı sebebiyle ikramda bulunursa, Allah yaşlılığında ona ikram edecek kimseleri mutlaka takdir eder.Tirmizi, Birr 75, (2023)

HADİS-İ ŞERİF

Allahım ! Recep ve Şaban 'ı bize mübarek kıl ve bizi Ramazan 'a ulaştır...(Ahmed b. Hanbel , Müsned 1/259)

HADİS-İ ŞERİF

Kişi dostunun dini üzeredir. Öyleyse her biriniz, kiminle dostluk kuracağına dikkat etsin.Ebu Davud, Edeb 19, (4833); Tirmizi, Zühd 45, (2379)

HADİS-İ ŞERİF

Bir müslümana, kardeşine üç günden fazla küsmesi helal değildir. Yani, bunlar karşılaşırlar da her biri diğerinden yüz çevirir. Bu ikisinden hayırlı olanı, birinci olarak selam verendir.Buhari, Edeb 62, İsti'zan 9; Müslim, Birr 25

HADİS-İ ŞERİF

İmanın tadını, Rabb olarak Allah'ı, din olarak İslam'ı, peygamber olarak Muhammed'i seçip razı olanlar duyarMüslim, İman 56, (34); Tirmizi, İman 10, (2625)

HADİS-İ ŞERİF

Cuma guslü her muhtelime (buluğa erene) vacibtir. Misvaklanması, bulduğu taktirde koku sürünmesi de öyle.Buhari, Cuma 2, 3, 12, Ezan 161, Şehadat 18; Müslim, Cuma 5, (846); Muvatta, Cuma 4, (1, 102)

HADİS-İ ŞERİF

Size iki şey bırakıyorum. Bunlara uyduğunuz müddetçe asla sapıtmayacaksınız: Allah'ın Kitab'ı ve Resulünün Sünneti.Muvatta, Kader 3

HADİS-İ ŞERİF

Misafirlik üç gündür. Bundan fazlası sadakadır.Ebu Davud, Et'ime 5

HADİS-İ ŞERİF

Kim (gasben başkasının) arazisine bir karış haksız tecavüz ederse yedi kat yerin dibine kadar boynuna dolandırılarak cezalandırılır.Buhari, Bed'ül-Halk 2, Mezalim 13

HADİS-İ ŞERİF

Abdullah b. Ömer (radiyallahü anh)'ın rivayet etmiş olduğu bir hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz (sallallahü aleyhi vesellem) şöyle buyurmuşlardır:İçinizden kime dua kapısı açılmışsa, ona rahmet kapıları açılmış demektir.(Tirmizî, Deavât, 102)

HADİS-İ ŞERİF

Hazreti Ebû Hureyre'nin rivayet ettiği bir hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz (sallalahü aleyhi vesellem) şöyle buyurmuşlardır:Başkaları hakkında hüsn ü zan beslemek, kişinin kulluğunun güzelliğindendir.(Ebû Davud, 2/716;Müsned, 2/297)

HADİS-İ ŞERİF

"Ben kıyamet şöyle yakın olduğu halde gönderildim!" buyurdular ve şehadet parmağıyla orta parmağını yanyana gösterdiler.Buhari, Rikak 39

HADİS-İ ŞERİF

Allah Teala hazretleri şöyle buyurdular: "Ey ademoğlu! Kendini ibadetine ver, gönlünü zenginlikle doldurayım, fakrını kapayayım. Böyle yapmazsan ellerini meşguliyetle doldururum, fakrını da kapamam."Tirmizi, Kıyamet 31

HADİS-İ ŞERİF

Ebû Hüreyre (radıyallahu anh)'den rivayet edildiğine göre Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: "Sübhânallâhi velhamdülillâhi velâ ilâhe illallahü vallâhü ekber demek, benim için, üzerine güneş doğan her şeyden daha kıymetlidir." (Müslim, Zikir 32)

HADİS-İ ŞERİF

Hazreti Ebû Hureyre (radiyallahü anh)’ın rivayet ettiği bir hadis-i şerifte Efendiler Efendisi (sallalahü aleyhi vesellem) şöyle buyurmuştur:İlim öğrenme yolunda olan kimseye, Cenab-ı Allah, Cennet’e giden yolları açar.(Müslim, 2/2074)

HADİS-İ ŞERİF

İnsanlara karışıp onların ezalarına katlanan müslüman, onlara karışmayıp, ezalarına katlanmayandan hayırlıdır.Tirmizi, Kıyamet 56

HADİS-İ ŞERİF

Hazreti Ebû Hüreyre (radıyallahü anh)'ın rivayet ettiği bir hadis-i şerifte, her ifadesi lâl ü güher Efendiler Efendisi şöyle buyurur:"Çok gülmeyiniz! Zira çok gülmek kalbi öldürür."(İbn Mace, Zühd, 19)

HADİS-İ ŞERİF

Muaz b. Cebel (radiyallahü anh)'ın rivayet ettiği bir hadis-i şerifte Peygamberimiz Efendimiz (sallalahü aleyhi vesellem) şöyle buyurmuştur:Kim başkasında gördüğü bir ayıbı kınarsa, o ayıp onun da başına gelmeden ölmez.(Tirmizî, Kıyame, 53)

HADİS-İ ŞERİF

Kıyamet gününde, Allah nazarında en kötü olanlardan bir kısmını da iki yüzlülerin teşkil ettiğini göreceksiniz. Bunlar bazılarına bir yüzle, diğer bazılarına da başka bir yüzle giden insanlardır.Buhari, Edeb 52

HADİS-İ ŞERİF

Hazreti Ebû Hureyre radiyallahü anh'ın rivayet ettiğine göre Peygamber Efendimiz sallallahü aleyhi ve sellem şu şekilde çokça dua ederlerdi:Allah'ım! Her an Sen'i görüyormuşum gibi beni hep haşyet içinde tut!(Mu'cemü'l-Evsat, 6/121; Şuabü'l-İman, 5/314)

HADİS-İ ŞERİF

Hayra vesile olan, hayrı yapan gibidir.Tirmizî, İlm, 14

HADİS-İ ŞERİF

Söz taşıyanlar (cezalarını çekmeden ya da affedilmedikçe) cennete giremezler.Müslim, Îmân, 168; Tirmizî, Birr, 79.

HADİS-İ ŞERİF

Sizin en hayırlılarınız, hanımlarına karşı en iyi davrananlarınızdır.Tirmizî, Radâ', 11; İbn Mâce, Nikâh, 50.

HADİS-İ ŞERİF

Allah'ın rızası, anne ve babanın rızasındadır. Allah'ın öfkesi de anne babanın öfkesindedir.Tirmizî, Birr, 3.

HADİS-İ ŞERİF

Hiçbir baba, çocuğuna, güzel terbiyeden daha üstün bir hediye veremez.Tirmizî, Birr, 33.

HADİS-İ ŞERİF

Dünyada zahidlik, helal olanı haram etmek veya malı ziyan etmekle olmaz. Gerçek zahidlik, Allah'ın elinde olana, kendi elinde olandan daha çok güvenmen ve bir müsibete düştüğün zaman getireceği sevabı sebebiyle, onun devamına rağbet göstermendir.Tirmizi, Zühd 29

HADİS-İ ŞERİF

Allah, sizden birinizin yaptığı işi, ameli ve görevi sağlam ve iyi yapmasından hoşnut olur.Taberânî, el-Mu'cemü'l-Evsat, 1/275; Beyhakî, ?u'abü'l-Îmân, 4/334.

HADİS-İ ŞERİF

Nerede olursan ol Allah'a karşı gelmekten sakın; yaptığın kötülüğün arkasından bir iyilik yap ki bu onu yok etsin. İnsanlara karşı güzel ahlakın gereğine göre davran.Tirmizî, Birr, 55.

HADİS-İ ŞERİF

Ebû Hüreyre radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre, Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Bir kul, bu dünyada başka bir kulun ayıbını örterse, kıyamet gününde Allah da onun ayıbını örter."Müslim, Birr 72. (III, 2002)

HADİS-İ ŞERİF

Allah'ın rahmet ve inayet eli cemaat ile beraberdir.Tirmizi, Fiten 7

HADİS-İ ŞERİF

Ebu Hureyre'nin (r.a.) naklettiğine göre: Allah Resulü (a.s.): "Allah Teala, ümmetimin söylemedikleri veya yapmadıkları müddetçe içlerinden geçirdikleri kötülükleri bağışlamıştır" buyurdu.Müslim, İman 201 (l, 116)

HADİS-İ ŞERİF

Osmân İbni Affân radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:"Sizin en hayırlılarınız, Kur'an'ı öğrenen ve öğretenlerinizdir."Buhârî, Fezâilü'l–Kur'ân 21 (VI, 108)

HADİS-İ ŞERİF

Kim, rızkının Allah tarafından genişletilmesini, ecelinin uzatılmasını isterse sıla-i rahim yapsın.Buhari, Edeb 12

HADİS-İ ŞERİF

Yüce Allah nezdinde amellerin en sevimlileri, vaktinde kılınan namaz, anne-babaya hep iyi davranma ve Hak yolunda cehd ü gayrettir.(Buharî, 1/197; Müslim, 1/89)

HADİS-İ ŞERİF

Cuma gününde öyle bir saat vardır ki, şayet bir müslüman kul o saate rastlar da Allah'tan bir hayır isterse, Allah onu kendisine mutlaka verir.Müslim, Cum'a 4

HADİS-İ ŞERİF

Size geceleyin kalkmayi tavsiye ederim. Çünkü o, sizden önce yaşayan salihlerin âdetidir; Rabbinize yakinlik (vesîlesi)dir; günahlardan koruyucudur; kötülüklere kefarettir, bedenden hastaligi kovucudur.Tirmizi, 3543

HADİS-İ ŞERİF

Müslümanlar arasında en hayırlı ev, içinde yetime iyilik ve ikram edilen evdir. Yine müslümanlar arasında en şerli ev de, içinde yetime fenalık yapılan evdir.Ebu Hureyre (R.A.)

HADİS-İ ŞERİF

Allah Teala hazretleri bir kulun hayrını diledi mi ölümünden önce salih amel işlemede muvaffak kılar.Tirmizi, 2134

HADİS-İ ŞERİF

Ruhlar toplanmış cemaatler (gibidir). Onlardan birbiriyle (önceden) tanışanlar kaynaşır, tanışmayanlar ayrılırlar.Buhari, Enbiya 2

HADİS-İ ŞERİF

Es’salatü nûru’l mü’min.“Namaz, mü’minin nûrudur.” (Buhârî)

HADİS-İ ŞERİF

Kolaylaştırınız, güçleştirmeyiniz, müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz.Buhârî, İlm, 12; Müslim, Cihâd, 6.

HADİS-İ ŞERİF

Şu ümmetim, rahmete mazhar olmuş bir ümmettir. Ahirette azaba maruz kalmayacaktır. Onun azabı dünyadadır: Fitneler, zelzeleler ve katl. Ebu Davud

HADİS-İ ŞERİF

Hikmetli söz, mü'minin yitiğidir. Nerede bulursa onu hemen almaya ehaktır.Tirmizi

HADİS-İ ŞERİF

Allahım, huşu duymaz bir kalpten, dinlenmeyen bir duadan, doymak bilmeyen bir nefisten, faydası olmayan bir ilimden sana sığınırım.Tirmizi

HADİS-İ ŞERİF

Ümmetimin cennete gireceği kapının genişliği, iyi bir atlının üç gün (veya yıl) yürüme mesafesidir. Onlar (cennet ehli) kapıdan girerken sıkışırlar da omuzları ezilecek hale gelir.Tirmizi

HADİS-İ ŞERİF

Yemeği birlikte yiyiniz; besmele çekiniz; yemeğiniz bereketlenir.Ebu Davud

HADİS-İ ŞERİF

Cuma günü, imam hutbe okurken, sen (yanıbaşında konuşan) arkadaşına: "Sus!" desen boş laf etmiş olursun.Buhari

HADİS-İ ŞERİF

Kıyamet gününde ümmetimin (iki alameti olacak : Biri) secde sebebiyle alnındaki parlaklık, (diğeri de) abdest sebebiyle kollarındaki parlaklıktır.Tirmizi

HADİS-İ ŞERİF

Allah Teala Hazretleri buyuruyor ki: "Benim celalim adına birbirlerini sevenler var ya! Onlar için nurdan öyle minberler vardır ki, peygamberler ve şehidler bile onlara gıpta ederler."Tirmizi

HADİS-İ ŞERİF

Her insan hata eder. Hata işleyenlerin en hayırlıları tevbe edenlerdir.Tirmizî, Kıyâme, 49; İbn Mâce, Zühd, 30.

HADİS-İ ŞERİF

Bir kısım insan vardır, Allah (c.c)'ün mülkünden haksız bir surette mal elde etmeye girişirler. Halbuki bu, Kıyamet günü onlara ateştir, başka bir şey değil.Buhari

HADİS-İ ŞERİF

"Kim her farz namazından sonra Ayetelkürsiyi okursa, öbür namaza kadar o, Allahın korumasında olur."Hasan radıyallahu anh. Taberânî.

HADİS-İ ŞERİF

Her yedi günde bir gusül edip, başını ve bedenini yıkamak her müslümanın üzerine Allah Te'ala'nın bir hakkıdır.Müslim

HADİS-İ ŞERİF

Muhakkak ucb, yani bir insanın kendini beğenip başkasını beğenmemesi yetmiş senelik ibadeti giderir ve mahveder.Cami'u's Sağir

HADİS-İ ŞERİF

Kıyamet günü benim şefaatimle en ziyade saadete erecek olan kimse, samimi olarak ve içinden gelerek "La ilahe illallah" diyen kimsedir.(Buhari)

HADİS-İ ŞERİF

Kim bana iki çenesi arasındaki ile iki ayağı arasındakini (kötü yolda kullanmamayı) te'min ederse, ben de ona Cennet'i te'min ederim.Tirmizi

HADİS-İ ŞERİF

Allah, insanlara merhamet etmeyene rahmette bulunmaz.(Buhâri, Tevhid 2)

HADİS-İ ŞERİF

Cennette yüz derece vardır. Her iki derece arasında yüz yıl(lık yürüme mesafesi) vardır.(Tirmizi, Cennet 4, (2531))

HADİS-İ ŞERİF

Hasta ziyaretinde bulunan kimse, ziyaretten dönünceye kadar cennet meyveleri arasındadır.Müslim

HADİS-İ ŞERİF

Bir sürüye salınan iki aç kurdun sürüye verdiği zarar, kişinin mal ve şeref hırsıyla dine verdiği zarardan daha fazla değildir.Tirmizi

HADİS-İ ŞERİF

Müminler arasında imanca en kamil olanı, ahlakça en güzel olanıdır. En hayırlınız da ailesine hayırlı olandır.Tirmizi

HADİS-İ ŞERİF

Kişinin namazının uzunluğu ve hutbesinin kısalığı onun fıkhının (ilminin) alametidir. Öyle ise, hutbeyi kısa, namazı uzun tutun.Müslim

HADİS-İ ŞERİF

Kolaylaştırınız, güçleştirmeyiniz, müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz.Buhârî, İlm, 12; Müslim, Cihâd, 6

HADİS-İ ŞERİF

Zarar vermek ve zarara zararla karşılık vermek yoktur.İbn Mâce, Ahkâm, 17; Muvatta’, Akdıye, 31.

HADİS-İ ŞERİF

(Mümin) kardeşinle münakaşa etme, onun hoşuna gitmeyecek şakalar yapma ve ona yerine getirmeyeceğin bir söz verme.Tirmizî, Birr, 58

HADİS-İ ŞERİF

Kuvvetli kimse, (güreşte hasmını yenen) pehlivan değildir. Hakiki kuvvetli, öfkelendiği zaman nefsini yenen kimsedir.Buhari

HADİS-İ ŞERİF

Kattat (söz taşıyan) cennete giremeyecektir.Buhari

HADİS-İ ŞERİF

Edebsizlik ve çirkin söz girdiği şeyi çirkinleştirir. Hayâ ise girdiği şeyi güzelleştirir.(Tirmizî, Bir 47, (1975))

HADİS-İ ŞERİF

Ameller Allahu Teala Hazretlerine pazartesi ve perşembe günü arz edilir. Ben, amelimin oruçlu olduğum halde arzedilmesini severim.Buhari

HADİS-İ ŞERİF

Bir umre diğer umreye arada işlenenler için kefarettir. Hacc-ı Mebrur'un karşılığı cennetten başka birşey olamazTirmizi

HADİS-İ ŞERİF

Allah'a duayı, size icabet edeceğinden emin olarak yapın.Tirmizi

HADİS-İ ŞERİF

Kim önemsemeyerek üç cumayı terkedecek olursa, Allah (c.c) onun kalbini mühürler.Ebu Davud

HADİS-İ ŞERİF

Kıyamet kopmaz, ta ki ümmetim kendisinden evvelki ümmetlerin yolunu karış karış, arşın arşın takip etmedikçe.Buhari

HADİS-İ ŞERİF

Her ümmet için bir fitne (imtihan) vardır, benim ümmetimin fitnesi (imtihanı) de maldır.Tirmizi

HADİS-İ ŞERİF

Allah'a ve ahiret gününe inanan kimse ya hayır konuşsun ya da sussun.Tirmizi

HADİS-İ ŞERİF

Kim Allah ve Resulü'ne itaat ederse doğru yolu bulmuştur, kim de o ikisine isyan ederse doğru yoldan sapmıştır.Müslim

HADİS-İ ŞERİF

Dünya mümine hapishane, kafire cennettir.Müslim

HADİS-İ ŞERİF

“Su nasıl ateşi söndürüyorsa sadaka da hataları öyle siler süpürür.” (Tirmizi, İman, 8, İbn Mace, Zühd, 22

HADİS-İ ŞERİF

“Kıyamet günü mîzana ilk konulacak olan şey güzel ahlaktır.” (Taberâni, el-Mu'cemü'l- Kebîr, 24/253

HADİS-İ ŞERİF

Allah için tevazu göstereni Allah yüceltir. Kibirli olanı ise Allah alçaltır. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 3/76)

HADİS-İ ŞERİF

Bizi aldatan bizden değildir. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 2/50)

HADİS-İ ŞERİF

Bedende başın yeri ne ise, dinde namazın yeri de odur. (El-Mu'cemü'l-Evsat, 2/383; Mecmeu'z-Zevaid, /292)

HADİS-İ ŞERİF

Dua, inen ve henüz inmeyen her çeşit (musibet) için faydalıdır. Kazayı sadece dua geri çevirir. Öyle ise sizlere dua etmek gerekir.Tirmizi

HADİS-İ ŞERİF

“Hayırlı bir işe vesile olan, onu yapan gibidir.” (Tirmizî, İlim, 14)

HADİS-İ ŞERİF

“Kıyamet günü mîzana ilk konulacak olan şey güzel ahlaktır.” (Taberâni, el-Mu'cemü'l- Kebîr, 24/253)

HADİS-İ ŞERİF

"Çok gülmeyiniz! Zira çok gülmek kalbi öldürür. (İbn Mace, Zühd, 19)

HADİS-İ ŞERİF

Kocalarınıza yardım ederseniz size iki ecir vardır. Hısımlık ecri ve sadaka ecri.Müslim, Zekat, 45

HADİS-İ ŞERİF

Sevindirin, nefret ettirmeyin, kolaylaştırın, zorlaştırmayın.Müslim, Cihad 6

HADİS-İ ŞERİF

Sakın sizden kimse Allah hakkında hüsnüzânda bulunmadan son nefesini vermesin.Müslim, Cennet 81

HADİS-İ ŞERİF

Bir kavim, ölçü ve tartılarda (hile yaparak) miktarı azaltırsa Allah ondan rızkı keser.Muvatta, Cihâd 26

HADİS-İ ŞERİF

Müsafaha edin ki, kalblerdeki kin gitsin, hediyeleşin ki birbirinize sevgi doğsun ve aradaki düşmanlık bitsin.Muvatta, Hüsnü'l-Hulk 16

HADİS-İ ŞERİF

Bir kavim, ölçü ve tartılarda (hile yaparak) miktarı azaltırsa Allah ondan rızkı keser.Muvatta, Cihâd 26

HADİS-İ ŞERİF

“Allah katında oruç kadar sevaplı bir ibadet yoktur.” (Nesâi, Siyam, 43)

HADİS-İ ŞERİF

“Cennette Reyyan denilen bir kapı vardır ki oradan sadece oruç tutanlar girebilir.” (İbn Mace, Siyam,

HADİS-İ ŞERİF

“Oruç tutan helâlinden rızkını temin ettiği zaman ahirette hesaba çekilmez.” (el-Hündî, Kenzü’l-Ummal, 3/328)

HADİS-İ ŞERİF

“Oruç tutunuz ki sağlıklı olasınız.” (Ahmet b. Hanbel, Müsned, II, 280

HADİS-İ ŞERİF

“Pişmanlık, tövbedir.” (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1, 376, 423, 433

HADİS-İ ŞERİF

Kim, Ramazan orucunu, inanarak ve sevabını Allah’tan bekleyerek tutarsa onun, geçmiş günahları affedilir.Buhari, İman 28

HADİS-İ ŞERİF

Bu din ilmi, dinin ta kendisidir, öyle ise onu kimden öğrendiğinize dikkat edin.Dârimî, Mukaddime 38

HADİS-İ ŞERİF

İki vasıf vardır ki, bunlar münafıkta bir araya gelmez: güzel sima ve dini konularda derin anlayış.Tirmizi, İlm 19

HADİS-İ ŞERİF

Allah bir idarecinin iyiliğini murad ettiği zaman, ona dürüst bir yardımcı verir. O, onun unuttuğu şeyleri hatırlatır ve hatırlattığı işlerde de yardım eder.Ebu Davud, İmare 4

HADİS-İ ŞERİF

En hayırlılarınız Kur'an'ı öğrenen ve onu öğretenlerinizdir.Ebu Davud, Vitr 14

  Sağlık  Köşesi Bilgisayar  Köşesi
 
  Eğitim Haberleri Duyuru Panosu

Ek İş Yapmak İstermisiniz...?Cevabınız Evet ise, Oturduğunuz Yerden Zahmetsizce Para Kazanmak için, Webmaster için hazır site kodları bölümüne bakın O zaman....


Kur'an-ı Kerim bölümünü gördünüzmü ? Siz değerli ziyaretçilerimizin hizmetine açılmıştır.Okudukça dualarınızı bizden esirgemeyin.


Web masterler için sitene kod ekle bölümü hizmete girmiştir.Güncellemeler devam edecektir.


Sohbet odalarını gördünüzmü ? Hemde görüntülü.Arkadaşlarınızla yüzyüze konuşun.


Sitesine Banner yapmak isteyen web masterler...! Webmaster için hazır site kodları bölümüne baktınızmı ?.


Web siteniz var ve reklam alıp para kazanmak istiyorsunuz.O halde kod bölümüne baktınızmı ?